Hadi, давай · Подкаст на турецком · B1–B2

Почему так трудно решиться?

01 · Karar vermek neden bu kadar zor?
Выпуск 112:23Уровень B1–B2Весь выпуск на турецком

Первый выпуск полностью бесплатный. Текст и выражения тоже открыты.

Выбрать йогурт иногда сложнее, чем принять предложение о работе. Почему мы зависаем между вариантами, спрашиваем совета у пяти человек и всё равно не можем решиться?

В первом выпуске говорим о маленьких и больших решениях, списках за и против и том самом «вроде всё хорошо, но что-то не то».

Весь выпуск на турецком. Сложные выражения объясняются по-турецки, на понятных примерах.

Хотите практиковать разговорный турецкий? Обсудить занятия

Текст выпуска

Расшифровка записи на турецком. Выделенные выражения ведут к объяснениям ниже, а из объяснения можно вернуться к тому же месту в тексте.

Совет: сначала послушайте выпуск без текста. Потом прочитайте непонятные места и послушайте их ещё раз. Нажмите на время у абзаца, чтобы включить запись с этого места.

Karar vermek. Markette yoğurt rafının önünde durduğunuzu hayal edin. Sade yoğurt, süzme yoğurt, yağsız, tam yağlı, keçi sütünden, kaymaklı, organik. Biri yarım kilo, biri bir kilo, biri iki kilo ama indirimde. On dakika sonra elinizde hâlâ bir şey yok. Arkanızdan biri geçip hiç düşünmeden bir kutu alıyor ve gidiyor. Siz de “Bu insan nasıl bu kadar emin?” diye arkasından bakıyorsunuz.

Merhaba, burası Hadi, давай. Ben Ömer. Bugün karar vermeyi konuşacağız. Büyük kararları da yoğurt gibi küçüklerini de.

Aslında garip olan şu: Bazen bir yoğurt seçmek, bir iş teklifini kabul etmekten daha uzun sürüyor. Mantıklı değil, biliyorum. İş teklifi hayatınızı değiştirir. Yoğurt en fazla kahvaltınızı. Ama küçük kararların tuhaf bir yanı var. Sonucu önemsiz olduğu için kendimize süre tanımıyoruz. “Bunu hemen seçerim.” diyoruz. Sonra o “hemen” bir türlü gelmiyor.

Restoranda menüyü okuyan birini düşünün. Önce baştan sona okuyor. Sonra garsona “Biraz daha bakayım.” diyor. Arkadaşlarına “Siz ne alıyorsunuz?” diye soruyor. Bir tanesi makarna diyor, öbürü de balık. O da ikisinin arasında kalıyor. Garson üçüncü kez geliyor ve sonunda her zaman yediği köfteyi söylüyor.

Bu durumun güzel bir adı var: ikilemde kalmak. İki seçenek var. İkisinin de iyi bir yanı var ve siz tam ortada duruyorsunuz. Makarna mı, balık mı? Bu şehirde mi kalmalı? Başka bir şehre taşınmalı mı? İkilemde kalmak çoğu zaman seçeneklerin kötü olmasından değil, ikisinin de fena olmamasından geliyor. Biri berbat olsaydı karar zaten çoktan verilmiş olurdu.

Peki büyük kararlarda ne oluyor? Diyelim ki size başka bir şehirden iş teklifi geldi. Maaşı daha iyi, işi daha ilginç ama orada kimseyi tanımıyorsunuz. Ev bulmanız lazım. Belki ailenizden uzaklaşacaksınız. Böyle bir durumda insanlar genelde iki yoldan birini seçiyor.

Birinci yol kâğıt ve kalem. Ortadan bir çizgi çekiyorsunuz. Sol tarafa artıları, sağ tarafa ise eksileri yazıyorsunuz. Maaşı artı tarafa, yol masrafını eksi tarafa, yeni insanları artı tarafa, “Annemi daha az görürüm.” eksi tarafa. Liste uzadıkça uzuyor. Sonra bir bakıyorsunuz, artılar beş, eksiler dört. Matematik “Git.” diyor ama siz hâlâ kıpırdayamıyorsunuz.

İkinci yol ise hiç liste yapmadan içinizden geleni dinlemek. Bazıları buna güveniyor. “Kafamda değil, içimde bir his var.” diyorlar.

Bizim Türkçede bunun için çok güzel bir ifade var: içine sinmek. Yani bir şey içinize sindiyse aklınızda soru işareti bırakmamış demektir. Bir ev bakıyorsunuz; fiyatı uygun, konumu iyi, her şey yerinde ama çıkarken bir şey eksik geliyor. Arkadaşınız soruyor: “Nasıldı?” Siz de “İyiydi ama içime sinmedi.” diyorsunuz. Neden sinmediğini tam söyleyemiyorsunuz. Belki pencereleri küçüktü. Belki merdiven boşluğu karanlıktı. Belki de sadece bir histi.

Şimdi bu iki yolu karşı karşıya koyalım. Listeyi seven biri diyebilir ki: “His dediğin şey bazen sadece korku. Yeni bir şeye başlamaktan çekiniyorsun. Buna ‘İçime sinmedi.’ diyorsun.” Haksız da sayılmaz. Bazen o iç ses bizi korumaya çalışıyor ama bazen de sadece alıştığımız yerden ayrılmak istemiyor.

His tarafındaki biri de şöyle cevap verebilir: “Listen kâğıt üzerinde mükemmel olabilir ama o evde ya da o şehirde yaşayacak olan sen değil misin? Kâğıt orada yaşamayacak.”

İki tarafta da bir doğruluk payı var gibi. Belki ikisini sırayla kullanmak mantıklı. Önce liste, sonra içinizdeki ses. Liste, gözden kaçırdığınız şeyleri önünüze koyar. His de listede yazmayan şeyleri söyler.

Bir de kararsızlık var. Kararsızlık, bir türlü karar verememe hâli. İkilemden biraz farklı. İkilemde iki seçenek açık açık önünüzde duruyor. Kararsızlıkta ise bazen seçenekler bile belli değil. İnsan sadece “Emin değilim.” diyor. Neden emin olmadığını dahi bilmiyor.

Aranızda kararsız biriyle tatil planlamayı deneyen oldu mu hiç? “Deniz mi, dağ mı?” “Fark etmez, sen seç.” diyorsun. Siz deniz diyorsunuz. “Ama denizde çok kalabalık olur. Çok kalabalık olur.” Dağ diyorsunuz. “Ama dağda yapacak bir şey yok.” Bir hafta sonra tatil dönemi bitmiş oluyor ve en kolay karar verilmiş oluyor. Hiçbir yere gidilmiyor.

Burada bir şeyi fark etmek gerekiyor. Karar vermemek de aslında bir karar. Teklifi cevapsız bırakırsanız bir süre sonra teklif ortadan kalkar. Evi düşünürken başkası kiralar. Menüye bakarken mutfak kapanır. Karar vermemek bize güvenli gibi geliyor. Çünkü yanlış bir şeyi seçmemiş oluyoruz. Ama seçimimizi biz yapmazsak ya zaman yapıyor ya da bizim yerimize başka birisi.

Bir de ağırdan almak diye bir şey var. Ağırdan almak, bir işi bilerek yavaş yapmak, acele etmemek demektir. Bu her zaman kötü değil. Büyük bir kararda ağırdan almak bazen akıllıcadır. Bir gece uyumak, ertesi sabah aynı soruya taze bir kafayla bakmak çok iyi bir şeydir. Akşam akşam saat on birde “Hemen istifa ediyorum.” diye yazılan mesajların bir kısmı sabah okunduğunda o kadar da iyi bir fikir gibi görünmüyor.

Ama ağırdan almanın da bir sınırı var. Bir hafta düşünmek ağırdan almak. Bir yıl düşünmek ise artık başka bir şey.

Bir de başkalarına danışma meselesi var. Önemli bir kararda birine sormak rahatlatıcı olabilir. “Sen olsan ne yapardın?” Bu soru çok masum gibi görünüyor ama düşünün: Beş kişiye soruyorsunuz. İkisi “Git.” diyor. İkisi “Kalma.” diyor. Biri de “Bilmem, sen bilirsin.” Şimdi elinizde bir karar yok. Beş farklı görüş var. Üstelik bunların her biri o kişinin kendi hayatından geliyor. Taşınmayı hiç sevmeyen biri size “Kal.” der. Üç kez şehir değiştirip mutlu olan birisi ise “Git.” der. İkisi de dürüst kendilerince ama ikisi de sizin hayatınızı yaşayamıyor.

O yüzden belki şu soru daha işe yarar: “Sen olsan ne yapardın?” yerine “Ben neyi gözden kaçırıyor olabilirim?” Böyle sorunca karşınızdaki sizin yerinize karar vermiyor. Size yeni bir bilgi veriyor. Karar yine sizde kalıyor.

Bir yöntem daha anlatabilirim. Kimin bulduğunu bilmiyorum ama sık duyulur. İki seçenek arasında kaldığınızda havaya bir para atıyorsunuz. “Yazı mı, tura mı?” diye soruyorsunuz. Yazı gelirse birini, tura gelirse diğerini seçeceksiniz. Asıl mesele paranın nasıl düştüğü değil. Para havadayken içinizden nasıl bir şey geçiyor, diyor. “Ne olur yazı gelsin.” İşte o an aslında neyi istediğinizi anlamış oluyorsunuz. Para düştüğünde tura gelse bile artık cevap sizde.

Bu yöntem kafa yorup bir türlü sonuca varamayanlar için ilginçtir. Kafa yormak, bir konu üzerinde çok düşünmek, kafayı bir şeye vermek. Bazen o kadar kafa yoruyoruz ki düşünce dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Para atmak döngüyü bir anda kesiyor.

Riske girmek meselesine de bir bakalım. Bazı kararlar güvenli tarafta kalmakla riske girmek arasında. Bildiğiniz iş, bildiğiniz şehir, bildiğiniz düzen ya da hiç denemediğiniz bir şey. Riske girmek, sonucunu bilmediğiniz bir şeyi yapmayı seçmek demektir. Kimi insan riske girmeyi sever; onlar için bu heyecan vericidir. Kimi insan riske girmeyi hiç sevmez. Onlar için bu uykusuz geceler demektir.

Burada bir karşı örnek düşünelim. Riske girmeyen biri her zaman korkak mı olur? Bu soruyu böyle sormak biraz haksızlık olabilir. Şöyle soralım: Belki o kişi zaten sahip olduğu şeyden memnun. Belki “Daha iyi olabilir.” düşüncesinin peşinde koşmak onun için anlamlı değildir. Her riske girmeyen kişi fırsat kaçırıyor değildir. Bazen sadece neyin kendisine yettiğini biliyordur.

Ama öbür taraftan riske hiç girmemek de bir risk aslında. On yıl sonra dönüp “Keşke deneseydim.” demek de büyük bir bedeldir.

Küçük kararlara geri dönün. Çünkü orada ilginç bir şey var. Bazı insanlar küçük kararlar için kendilerine kurallar koyuyor: “Menüde ilk göze çarpanı alırım.” “Aynı kıyafeti iki kez düşünmem.” “İki yoğurt arasında kaldıysam ucuz olanı alırım.” Dışarıdan bakınca biraz tuhaf geliyor ama belki mantığı şu: Zihnin enerjisini önemsiz şeylere harcamamak. Yoğurt rafının önünde on dakika düşünmek yerine o on dakikayı büyük bir karar için saklamak.

Bunun bir de tersi var tabii. Her şeye kural koyan biri hayatın bazı küçük sürprizlerini kaçırabilir. Belki o gün menüde ilk göze çarpan şey değil, üçüncü sırada yazan yemek hayatınızın en güzel yemeği olacaktı.

Şimdi en başa dönelim. Arkanızdan geçip hiç düşünmeden bir kutu yoğurt alan o kişi belki gerçekten çok kararlı biri. Belki de her hafta aynı yoğurdu alıyor ve bu konuda karar vermeyeli uzun yıllar oldu. Dışarıdan kararlılık gibi görünen şey bazen sadece alışkanlık olabilir.

Ve belki siz, raf önünde on dakika duran kişi, sadece seçeneklerin farkında olan birisiniz. Bu bir kusur değil. Sadece biraz yorucu olabilir bazen.

Şöyle bir soru sorayım size. Son zamanlarda hangi kararınız içinize sindi? Hangisi sinmedi? Ve sinmeyen kararın neden sinmediğini o zaman değil de şimdi söyleyebiliyor musunuz? Cevaplarınızı yorumlarda bekliyorum.

* «İkisi “Kalma.” diyor»: kayıtta böyle söyleniyor; anlam olarak “Kal.” kastediliyor.

Выражения из выпуска

Объяснения на турецком, простыми словами и с примерами.

ikilemde kalmak

Bölümde

Bu durumun güzel bir adı var: ikilemde kalmak. İki seçenek var. İkisinin de iyi bir yanı var ve siz tam ortada duruyorsunuz.

Anlamı

Karar vermesi zor iki seçenek arasında kalmak, hangisini seçeceğini bilememek. Seçeneklerin ikisi de iyi olabilir, ikisi de zor ya da kötü olabilir. Önemli olan, birini seçmenin kolay olmaması.

Örnekler
  • İki iş teklifi aldım, hangisini kabul edeceğim konusunda ikilemde kaldım.
  • Annemin doğum günü ile arkadaşımın düğünü aynı akşam. İkilemde kaldım.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

içine sinmek

Bölümde

Siz de “İyiydi ama içime sinmedi.” diyorsunuz. Neden sinmediğini tam söyleyemiyorsunuz.

Anlamı

Bir kararı ya da bir sonucu içten kabul edebilmek; ondan memnun olmak, içi rahat etmek. Bir şey içinize sinmezse, mantıklı görünse bile içinizde küçük bir rahatsızlık kalır.

Örnekler
  • Başka evlere de baktık ama en çok bu ev içimize sindi.
  • Ödevi teslim ettim ama içime sinmedi, bir kez daha okumak istiyorum.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

kararsızlık

Bölümde

Bir de kararsızlık var. Kararsızlık, bir türlü karar verememe hâli.

Anlamı

Bir konuda karar verememe ya da verdiği karardan emin olamama hâli. Sıfatı: kararsız.

Örnekler
  • Kararsızlık yüzünden bilet fiyatı iki katına çıktı.
  • O kadar kararsızım ki sabah hangi tişörtü giyeceğimi bile seçemiyorum.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

ağırdan almak

Bölümde

Büyük bir kararda ağırdan almak bazen akıllıcadır. Bir gece uyumak, ertesi sabah aynı soruya taze bir kafayla bakmak çok iyi bir şeydir.

Anlamı

Bir işi bilerek yavaş yapmak, acele etmemek. Bazen akıllıca bir tercihtir, bazen de işi geciktirmek anlamına gelir.

Örnekler
  • Bu konuda acele etmeyelim, biraz ağırdan alalım.
  • Ev sahibi tamiri ağırdan alıyor, iki haftadır bekliyoruz.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

birine danışmak

Bölümde

Bir de başkalarına danışma meselesi var. Önemli bir kararda birine sormak rahatlatıcı olabilir.

Anlamı

Karar vermeden önce birinin fikrini, tavsiyesini sormak. Kalıp: bir konuda birine danışmak. İsim hâli: danışma.

Örnekler
  • İlacı değiştirmeden önce doktoruna danış.
  • Bu konuda ablama danıştım, o da biraz beklememi söyledi.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

gözden kaçırmak

Bölümde

Liste, gözden kaçırdığınız şeyleri önünüze koyar.

Anlamı

Bir ayrıntıyı fark etmemek, görmeden geçmek, atlamak.

Örnekler
  • Sözleşmedeki küçük bir maddeyi gözden kaçırmışım.
  • Toplantı saatini gözden kaçırdım, yarım saat geç kaldım.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

kafa yormak

Bölümde

Bazen o kadar kafa yoruyoruz ki düşünce dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.

Anlamı

Bir konuyu anlamak ya da bir sorunu çözmek için üzerinde uzun uzun düşünmek.

Örnekler
  • Bu hediyeyi seçmek için çok kafa yordum.
  • Bu kadar kafa yorma, yarın sabah birlikte konuşuruz.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

riske girmek

Bölümde

Riske girmek, sonucunu bilmediğiniz bir şeyi yapmayı seçmek demektir.

Anlamı

Kötü bir sonuçla karşılaşma ihtimali olduğunu bilerek bir şey yapmak.

Örnekler
  • Bütün birikimini yeni bir işe yatırıp riske girdi.
  • Hava bulutlu, şemsiyesiz çıkıp riske girmeyeyim.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

kâğıt üzerinde

Bölümde

Listen kâğıt üzerinde mükemmel olabilir ama o evde ya da o şehirde yaşayacak olan sen değil misin?

Anlamı

Teoride, planda ya da yazıda; gerçek hayatta denenmeden önce. Genelde “gerçekte durum farklı olabilir” anlamını da taşır.

Örnekler
  • Kâğıt üzerinde bu plan çok iyi ama uygulamak zor.
  • Kâğıt üzerinde iş bölümü yapılmıştı ama herkes yine aynı işleri yapıyordu.
↑ Вернуться к этому месту в тексте

doğruluk payı

Bölümde

İki tarafta da bir doğruluk payı var gibi.

Anlamı

Bir sözün ya da görüşün tamamen doğru olmasa da bir kısmının doğru olması. Genelde “-de doğruluk payı var” kalıbıyla kullanılır.

Örnekler
  • Söylediklerinde doğruluk payı var ama biraz abartıyorsun.
  • Bu eleştiride doğruluk payı olabilir, bir düşüneyim.
↑ Вернуться к этому месту в тексте
После прослушивания · B1–B2

Проверьте, что вы поняли

Ответьте на 5 вопросов без текста. Затем откройте объяснения и послушайте нужные фрагменты ещё раз. Это упражнение по выпуску, а не определение уровня.

1. Restorandaki kişi uzun süre düşündükten sonra ne sipariş ediyor?
2. Anlatıcı liste ve iç ses için ne öneriyor?
3. “Ben neyi gözden kaçırıyor olabilirim?” sorusunun yararı nedir?
4. Para atma örneğinde asıl önemli olan nedir?
5. Hemen yoğurt seçen kişi hakkında bölümün sonunda ne söyleniyor?

А вам труднее принимать большие решения или выбирать из мелочей? Обсудим в Telegram.

Перейти в Telegram

Занятия

Хотите не только понимать турецкий, но и обсуждать такие темы? Я веду индивидуальные занятия и собираю мини-группы. Напишите в сообщения Telegram-канала свой уровень и удобное время.

Обсудить занятия

Откроется Telegram-канал «Hadi, давай». Напишите мне через сообщения канала.

«Hadi, давай» · турецкий для тех, кто говорит по-русски
Made on
Tilda